Cengiz Han'ın Birbirinden Garip Yasaları ve Hayatı

40 milyon kişinin ölümünden sorumlu, kötülüğün vücut bulmuş hali; Cengiz Han. Moğol kabilelerini toplayıp dünyayı dize getiren adam.

Cengiz Han'ın Birbirinden Garip Yasaları ve Hayatı
Editör: Yusuf Arslan
23 Kasım 2020 - 23:33

 

O kadar çok kadınla beraber oldu ki bugün 24 milyon insanın onun soyundan geldiği düşünülüyor. Doğduğu andan itibaren dünya asla eskisi gibi olmadı, o tarihin gördüğü en büyük hükümdar Cengiz Han. 

Gerçek ismi Temuçin olan Cengiz Moğolistan bozkırlarında 8 yaşında küçük bir çocukken babası ile yaptığı yolculukta babasının düşman kabileler tarafından zehirlenmesi üzerine en yakınlarının ihanetine uğrayarak annesi ve kardeşleriyle birlikte ormanda gizlice yaşamak zorunda kaldı. Geçirdiği bu zor günler onun gelişiminde önemli rol oynayacaktı çünkü kendi sözleriyle anlattığına göre bütün Ailesi Açlıktan ölmek üzereyken kardeşi yakaladığı balığı onlarla paylaşmamış, bunun üzerine Cengiz kardeşini öldürmek zorunda kalmıştı.

 Bozkır'da yaşamak zordur öyle soğuktur ki buzlar bile üşür der Moğollar. Bu nedenle hayatının en zor yıllarını Moğol bozkırlarında gizlice geçirdiği çocukluğu olarak anlatıyor. Gençliğinde iste başına daha kötü şeyler gelecek o yıllarda Cengiz düşmanlarına yenildikten sonra köle olarak satıldı ve bir kafeste sergilendi Cengiz'in anlattığına göre kafeste bir maymun gibi sergilenirken yaşlı bir Budist Keşiş onun yanına gelerek Cengiz'den kendilerini affetmesini istedi, çünkü onun ileride büyük bir Han olacağını ve tüm dünyayı yakıp yıkacağını görmüştü. Tek bir isteği vardı ona yardım etmesi karşılığında dağların tepesindeki fugan isimli Budist tapınağını yıkmaması için yalvardı. Gerçekten de öyle olacaktı Cengiz çini yerle bir edip milyonlarca insanı öldürüp bütün tapınakları ibadethaneleri yok etti. Fakat fugan tapınağına hiç dokunmadı. Yaşlı budistin yardımını ve ona verdiği sözü hiç unutmadı.

Cengizhan Orta Asya'daki Göçebe kabileleri bir araya getirip çini ele geçirdikten sonra artık tek bir amacı vardı dünyanın tamamına Egemen olmakç. Eğer kendisine karşı direniş gösterilirse kesinlikle kimseye affetmiyor, ordu kadın erkek veya çocuk hiçbir acıma göstermeyordu. Bu nedenle en büyük kıyımlar direniş gösteren Türk topraklarında yaşandı. Buharada olanlar bunun en önemli örneklerinden biri Buhara o dönem Asya'nın en gelişmiş ve kalabalık şehirlerinden biriydi. Cengizhan'ın hedefinde şimdi bu önemli şehri vardı şehirdeki Türkler Cengiz'in diğer fetihlerinde yaptıklarını duyduğu için onun deccal olduğuna inanıyor ve direnirlerse taş üstünde taş bırakmayacağını biliyorlardı. Buhara'nın ileri gelenleri şehrin ve halkın selameti için Cengizhana bir heyet göndererek camileri yıkmamasını kitapları yakmamasını insanları kılıçtan geçirmemesini istediler.Bunun karşılığında teslim olacaklardı Cengizhan kabul etti ve şehrin 12 kapısı Moğol ordusuna açıldı içeri girdikten sonra ise Cengiz o tarihe kanlı harflerle yazılacak olan sözünü söyledi camileri yıkmayın yakın, insanları kılıçtan geçirmeyi diri diri gömün, kitapları yakmayın dereye atın kimse bana sözünü tutmadığını söylemesin. Dediğim gibi kimseyi kılıçtan geçirmedim kitapları yakmadım camileri de yıkmadım demiştir. O dönem 1 milyondan fazla nüfusu olduğu bilinen Buhara şehrinde işgalden sonra bir tek tavuk bir tek çocuk bile hayatta kalmamıştı. Hepsi canlı canlı toprağa gömüldüler.

Cengiz tüm dünyayı ele geçirmenin de ötesinde beklentilere sahipti o sonsuzluğu ölümsüz olmayı istiyordu. Bu nedenle de kahinlere şamanlara büyük Değer veriyor ve her seferinde yanında bir Kahin bulun duruyordu. Bir keresinde yaşlı bir budiste ölümsüzlüğün sırrını sordu yaşlı adam Cengiz Han'a ne kadar çok kadınla beraber olursan ömrün o kadar uzun olacaktır demişti. Bu nedenle her işgal ettiği şehir de onlarca kadını yatağına alıyor ve düzinelercesiyle de evleniyordu. Hatta o kadar çok sayıda kadınla ilişkiye girdi ki bugün dünya genelinde 20 milyondan fazla toruna sahip olduğu tahmin ediliyor. Yaşlı dünyamızda soyu en çok devam eden insan Cengiz Han'ın kendisidir. 

Batıya doğru oluk oluk kan akıtarak ilerledikçe Müslüman ve Hristiyan coğrafyasında korku dağıtıyordu. Öyle ki müslümanlar büyük kafalı kısa boylu geniş ucuzu küçük gözleri olan acımasız Yecüc Mecüc olarak anlatıyor Hristiyanlar deccalin çıktığını ve Avrupa'yı işgal edeceğini söylüyordu. Belki de haklıydılar Çünkü Cengizhan o dönem Dünya nüfusunun yüzde on birini yani 40000000 kadar insan öldürmüş ve dünyanın yarısınıda fethetmiştir. 

İşgal ettiği topraklardan din ve inanç hürriyetine karışmasa da şaman geleneklerine ve Tengri inancı da ömrünün sonuna kadar bağlı kalmış ve torunlarına da tek bir din vardır O da Tengri dini bir diyerek Vasiyet etmiştir. Savaş zamanlarında kendisini İslam'a ya da hristiyanlığa davet eden elçileri ise bunu kendine bir hakaret kabul edip kazanda haşlatarak cezalandırmıştır. 

Hükümdarın tek bir korkusu vardır ve ömrü boyunca yenemedi, Köpekler ne zaman bir köpek görse kaçacak bir delik arardı. Bu arkadaşları arasında da ailesi arasında da her zaman espri konusu olmuştur. 

Peki çocukluğu ve gençliği sıkıntılar içinde geçen bir Bozkır insanı tarihin en zalim en büyük hükümdarı olmayı nasıl başarmıştır. Cengiz Han bunu şu sözlerle özetliyor, hiçbir insanoğlunun düşünmediği kadar çok düşündüm. 

Aynı zamanda Cengizhan oğulları arasında kabul görmüş olan ve bozkır yasaları olarak bilinen kurallara net bir şekilde uyuyordu. Ancak bunlara kendisi de önemli eklemeler yaptı Cengizhan'ın eklediği kurallardan bazıları şunlardır;

 Savaş alanında Hata yapan kim olursa olsun cezasını oradaki komutan verir.

 Kaybedenlerin şart koşmaya hakkı yoktur.

 Direnenin cezası ölümdür.

 Düşmanların aileleri askerler arasında eşit olarak paylaştırılır istediği kadar cariye alabilir cariyelerden olan çocuklar öz çocuk olarak kabul edilir ve mirastan eşit pay alırlar.

Kavga etmekte olan iki şahıs arasına girerek onlardan birine yardım edenin cezası ölümdür. 3 defa başkalarından mal alıp 3 defa iflas eden üçüncü iflasından sonra ölüm cezası ile cezalandırılırlar.

Yalan söylemenin cezası ölümdür.

Bir moğol'un din değiştirmesinin cezası ölümdür.

Her türlü hayvanın eti yenilebilir bunlardan birini yasaklamanın cezası ölümdür.

Ancak hayvanı kesmek isteyen onun ayaklarını bağlayıp karnını uyardıktan sonra kalbini elini sıkarak öldürülmelidir.Sadece bu tarzda öldürülen hayvanın eti yenilebilir.

Yolculara yiyecek ve konaklama sağlamayanın cezası ölümdür.

Hergün içki içilebilir ancak savaş zamanında ayda 3 defadan fazla sarhoş olmak yasaktır. Pazarlık yapan Tüccarın malına el konulur ve cezası ölümdür.

Herhangi bir dinin mezhebini seçen'in cezası ölümdür.

İdam cezası almış Bir Bey eğer isterse belini kırdırtarak kendini öldürebilir. Bu çok eski bir Moğol geleneğidi,r Moğollar arasında soylular idam edilecek olursa bu asil bir ölüm olarak görülen şekilde yapılırdı yani belleri kırılıp Bozkıra bırakılırlar. 

 

Bunlar Cengiz Han'ın yasalarının sadece bir bölümü o bozkırın görüldüğü en sert liderlerden biriydi dünyanın yarısını hakim olduğu bu savaşlarda 4 milyon kadar insan öldürdü belki ölümsüzlüğü bulamadı Fakat ismi ölümsüz olarak hafızalara kazındı ve sonsuza kadar da bütün dünya tarafından tarihin en büyük hükümdarı olarak kabul edilmeye devam edecek. öldüğündde eski Orta Asya geleneğine göre mezarının yeri bulunmasın diye gömme işlemine katılan herkes öldürüldü. 

Muhtemelen Moğolistan da bir nehir yatağının yönü değiştirilerek nehrin altına gömüldüğü düşünüyor. Ölümünden sonra çocukları ve torunları İmparatorluk sınırlarını daha da genişlettiler. Arap yarımadasından avrupanın ortalarına Çin Denizi'nin ötesine Hindistan dağlarına Moskova'ya kadar dünyanın üçte ikisi Moğol İmparatorluğu’na dahil oldu ve Cengiz Sonsuzluğa adını yazdırdı.


 

Bu haber 43 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum