Hasan Sabbah ve Haşhaşiler

Hasan Sabbah ve ardında birçok sırrın barındığı Alamut Kalesi. Birçok efsanenin olduğu Kartal Yuvasına dair tüm bilgiler yazımızda.

Hasan Sabbah ve Haşhaşiler
Editör: Yusuf Arslan
22 Kasım 2020 - 21:31

1090 yılına kadar savaşlar meydanda yapılıyor, ölenler ise sıradan askerler oluyordu. Fakat bu yıllarda kıvrak zekaya sahip bir adam bir şey keşfetti on binlerce kişilik orduyu savaş alanında yok etmek yerine bu ordunun başındaki insanı sarayında yok etmeyi.O günden sonra vezirler Hatta Sultanlar bile artık kendilerini güvende hissetmiyordu. Düşmanlarının uykularını kaçıran bu suikastçilerin başında ise tek bir adam vardı Hasan Sabbah. 

 

Hasan Sabbah yaklaşık 1050'li yıllarda 12 imam şeyhinin kalesi olan kum kentinde dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan itibaren okumaya araştırmaya ve yazmaya çok meraklıydı. Kendi deyimiyle çocukluk günlerinden beri öğrenmenin her türlüsüne yönelik içimde bir aşk uyanmıştı diyordu. Etrafındakilere büyüdüğünde büyük bir din alimi olmak istediğini söylüyordu, öğrenimine devam ederken 17 yaşında Emir  adında bir İsmaili ile karşılaşmış ve kendisinden çok etkilenmiştir. Yine kendi aramızdaki tartışmalar sonucu inandığım her şeyi çürüttü ve yok etti. Düşündüm de gerçek iman muhakkak bu olmalıydı.

 

Hasan sabbah bu şekilde ismaililik ile tanıştı ve bu harekete gönül verdi. Çocukluğunda Ömer Hayyam ve Nizamülmülk ile sınıf arkadaşı olduğu iddia edilse de Aralarında bulunan 30 yıl gibi bir yaş farkından dolayı bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Hasan Sabbah ismaililik için İsfahan Azerbaycan Mezopotamya Suriye Filistin Mısır gibi şehirlerde seyahat etti. En sonunda İran bölgesine yerleşti ve 9 yılını burada geçirdi burada kaldığı süre boyunca Kendi düşüncelerini bölge halkına aktararak kendisine birçok mürit oluşturdu. Müritleriyle kendisine gözden uzak bir yer arayan Hasan Sabbah Alamut kalesini gözüne kestirdi. Bu Kale çok eskiden yaşamış bir kral tarafından yaptırılmıştı. Efsanelere göre Kral kartalını salmış ve kartal o kayalıklara konmuştur, kartalın konduğu Sarp kayalıklara Alamut Kalesi inşa edilmiştir. Bu nedenle bu kaleye Kartal yuvası da denmektedir. 2000 metre yükseklikteki sarp kayaların üzerine inşa edilmiş bu kale çok geniş bir görüş açısına sahiptir. Kaleye sadece çok Tehlikeli patikalardan çıkılabiliyordu. Hasan Sabbah kaleye öncelikle müritlerinden bir kısmını gönderdi. Böylelikle müritler bölgedeki halkı örgütleyerek kendi taraflarına çektiler. Bir süre sonra Kalenin hükümdarı halkın baskısı ile kaleyi terk etmek zorunda kalmıştır.

Hasan sabbah 4 Eylül 1090 günü Alamut Kalesine girmiş ve Haşhaşi Tarikatı resmen kurulmuştur. Bu tarihten itibaren Büyük Selçuklu Devleti'ne ve Abbasiler e karşı mücadeleye başlamıştır. Bu bölgedeki gelişmelerden rahatsız olan Büyük Selçuklu İmparatorluğu Vezir Nizamülmülk komutasındaki ordu ile Alamut kalesini 4 ay kuşattı ama ele geçiremedi.Bu 4 ayın ardından Hasan Sabbah büyükelçisini göndererek dönemin en yi devlet adamlarından nizamülmülk'ü çadırında öldürmüştür. Ardından kuşatma sonlanmıştır.

Büyük Selçuklu sultanı Melikşah'ın ölümünden sonra Selçuklu Devleti zayıflamıştır.Bu olayların ardından Selçuklu tahtına geçen Sultan Sencer ilk iş olarak Hasan Sabbah'ın peşine kelle avcılarını takmıştır. Sultan ertesi sabah uyandığında baş ucunda taşa saplı bir hançer bulmuştur. Panikleyen ve ne olduğunu anlayamayan Sultan Sencer olayı gizli tutmaya çalışsa da olayın hemen ardından bir Elçi ile gelen mesajda; “ben istemez miydim ki o Hançer sert taşa değil de Sultan'ın yumuşacık göğsüne saplansın” yazmaktadır. Bu olaydan sonra Sultan Sencer Hasan Sabbahla uğraşmaktan vazgeçmiş ve kelle Avcılarnı geri çekmiştir. 

Hasan bu süreçte suikastçilerini yetiştirmeye devam etti. Fedayi olarak adlandırılan bu savaşçılara tarikat içinde esasuyum denirdi. Günümüzdeki  Asasin kelimesinin çıkış noktasında budur. Pek çok farklı plan ve çok az insanın dayanabileceği zorlu eğitimlerden geçen suikastçiler bu eğitimlerin ardından birer ölüm makinesine dönüşüyorlardı. En çok kullandıkları silah ise hançerleri idi ve yaygın bilinenin aksine silah olarak zehir kullanmazlardı. 

Fedai birini öldürmek için Emir aldığında aslında kendi ölüm emri verilmiş oluyordu. Çünkü inanışlarına ve eğitimlerine göre suikast bitince kendilerinin de ölmesi gerekirdi.Bu onlar için dinsel bir ritüeldi ama asla kendi canlarını almazlardı. İntiharın İslam inancına göre günah olacağını da biliyorlardı. Bu yüzden bir göreve giderken ölüm korkusu olmadan zaten öleceğini bilerek gittiği için suikastçıyı durduracak hiçbir şey olmuyordu birini öldürdükten sonra yıllarca eğitimde öğrendiği gibi Kendisi de ölerek amacına ulaşmış olur. 

Maddeler koklatarak süt bal ve şarap akan nehirler de güzel kızlarla birlikte Cennet bahçelerinde dolaştırdı iddiası ise sağlam temellere oturmamaktadır. Bu iddiayı ortaya atan tek kişi ünlü Seyyah Marko Polodur kitabında bu cennet bahçesini görmüş gibi detaylı tarif etmiş olsa da Marco Polo Alamut Kalesi Moğollar tarafından yıkıldıktan ancak 17 yıl sonra bu bölgeye gelmiştir yani kaleyi veya Kalede yaşayan birini bizzat görmemiştir. Tahminlere göre Marco Polo'nun bu yazdıkları Haçlı seferlerinden dönen Şövalyeler den ya da İtalyan korsanlardan duyduğu efsanelerden ibarettir Ayrıca Alman arkeologların geçtiğimiz yıllarda Alamut Kalesi'nde yaptıkları kazılarda Kalede Bu amaçla kullanılacak herhangi bir cennet bahçesi tarzı bir bölüme rastlamadıklarını belirtmişlerdir. O dönemde bölgede yaşayan diğer tarihçilerin Hasan Sabbah ve Haşhaşiler hakkında yazdıkları kitaplarında da bu tarz bir cennet bahçesi geçmemektedir. Hasan Sabbah Alamut Kalesi ile girdiği andan itibaren yaşadığı sürece Alamut Kalesi'nde şarap yasaklanmıştır. Adaleti ise bir hayli keskindi iddialara göre bir oğlunu cinayete karıştığı diğerini ise şarap içtiği için idam ettirmiştir. Dini kişiliğinin yanında aynı zamanda iyi bir şifacı Simyacı astrolog ve büyücü olduğu da söylenir. Abbasi ve Büyük Selçuklu Devleti'nin dışında bölgeye gelen Haçlı ve Moğol ordularının üst düzey komutanların pek çok dikkatini çekleştirmiştir fakat Hasan Sabbah en sonunda yaşlandı yatağa düştü ve 23 Mayıs 1124 tarihinde vefat etti. Hasan Sabbah'ın kurduğu bu düzenden çok etkilenen Haçlı seferlerindeki Şövalyeler de kendi topraklarına döndüklerinde tarihte önemli bir oluşum olan tapınak şövalyeleri tarikatını kurmuşlardır. Hasan Sabbah'ın Kartal Yuvası Alamut Kalesi ne gelince 1256 yılında Moğol hükümdarı Hülagü Han bu Kaleyi normal bir kuşatma ile alamayacağını anlamış Ve Kalenin altına tüneller açılarak petrolle doldurulmak suretiyle Bugüne dek görülmemiş bir bomba sistemi ile kayalıklar patlatılarak Kale yerlebir edilmiştir. Hasan Sabbah'ın tarihte yaptıkları Assassin Creed isimli yabancı kaynaklı bir bilgisayar oyununa ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca dünyanın en çok satanlar listesindeki kitaplarda Haşhaşiler ve Hasan Sabbah hakkında yazılan pek çok eser bulunmaktadır.


 

Bu haber 40 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum