Tarihi Başlatan Sümerler Kim?

Sümerler yazının mucitleri, yani tarihin tarih olmasını sağlayan insanlar. Uzayı Geometriyi ilk onlar inceledi. Daha başka neler yaptılar, makalemizde.

Tarihi Başlatan Sümerler Kim?
Editör: Yusuf Arslan
24 Kasım 2020 - 22:01

Günümüzden 6000 yıl önce bir topluluk ortaya çıktı. Sümerler olarak bildiğimiz bu insanlar tarihin ilk ve en önemli medeniyetini kurdu. Modern hukuk günümüz dinleri geleneklerimiz burçlarımız hatta yazıyı bile onlara borçluyuz. Soruyoruz; Sümerler ve Nereden gelip Nereye gittiler?

Bir medeniyet düşünün bu medeniyet milattan önce 4000-2000'li yılların arasında Fırat ve Dicle nehirleri bölgesinde varlık gösteren, bolluk bereket içerisinde yaşayan bir halk. Dışarıya bağlı olmadan geliştirdikleri ekonomileri sayesinde bilim ve düşünce hayatının ilk temellerini onlar attı. Yazıyı icat etmelerinden sonra ilk hukuk kanunlarını onlar yayınladı. Yazılı kuralları milattan önce 2375 yılında iktidara gelen kral urukagina tarafından yürürlüğe konulmuştur. Bu kanunlarla Özel mülkiyet ve aile hukukunu içerir.  Kimsesizler korumayı amaçlar, kısaca güçsüzlerin güçlüler karşısında ezilmemesini yasalarla garanti altına alınmıştır. Düzenli sağlık kontrolünden geçirilir ve kötü muameleye karşı koruma altına alınırdı.

Sümerliler güneşi adaletin sembolü olarak görür güneşin karanlığı aydınlatması gibi adaletinde haksızlıkları ortadan kaldıracağına inanırlardı. Onlara göre Adalet insanların hakkı ve Devleti'nde görevidir. Tabletlerde şöyle bir cümle geçer “karanlık sokaklara girmekten kimsenin korkmadığı yürüyenlerin ayaklarına diken batmadığı insanların aç uyumadığı bir ülke hayal ediyorum” sanki 6000 yıl öncesinin değil bu günün sözleri. Sümer adliye sisteminde suçlayıcı savunma grubu yargıç yargıçlar heyeti katip avukat ayrıca günümüz Amerika mahkemelerinin temeli olan jüri heyeti huzurunda karar verilirdi. Erkek kadının hak ve hukukunu boşanma durumunda gereken tazminat ve nafakayı ilk olarak kabul ederdi. Kadın kocasının sadakatsizlik yaptığını veya görevlerini yerine getirmediğini söylerse boşanma hakkına sahip olurdu. Özellikle çocuklu boşanmalarda kadın ortak mülkiyet hakkını devam ettiriyor ve çocuk da mirastan eşit pay alıyordu. Boşanmada, nafaka ve tazminat her iki taraf için de söz konusuydu. Şahitler ve yargıç karşısında gerçekleşen boşanmalar günümüz medeni hukukunun temelidir. Bu kanunların ilk versiyonu İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir bu kanunlar ilk defa sümerolog Muazzez ilmiye Çığ ve Hatice Kızılay tarafından çözümlenmiştir.

Yazıyı icat eden bu toplumda eğitim çok ama çok önemliydi çocuklar düzenli olarak okula gönderiliyor matematik yazı hukuk gibi eğitimler veriliyordu. Kil tabletler kullanıldığı için binlerce okul metni günümüze kadar ulaşmıştır. Size hoş bir tanesini okumak istiyorum küçük bir öğrenci tablete şunları kazımış “haftada 6 gün çok erken saatte gelip Çok geç saatte eve dönüyoruz keşke daha çok tatil olsa” sanırım hiç değişmemişsin öğretmenler yaramazlık yapan çocuklara tek ayak üstünde bekleme veya ayak cezası verebiliyorlardı. Onlara antik bir toplum demeyin çünkü temizlikte neredeyse günümüz dünyasında daha ilerideler, yıkanmamış elle yemek yeme gibi atasözleri var. 

 

Bir yılı 360 gün aylarıda 30'ar gün olarak hesapladıkları Ay Takvimini onlar buldu. Gök cisimlerini o kadar iyi incelemişlerdir ki  gezegeni ve 12 Burcu onlar keşfetmiş. Kullandığımız burç isimlerini bile onlar verdiler. Ayrıca Matematikteki dört işlem dairenin alanı gibi hesaplar ya da günümüz saatlerinin 60 dakika dakikaların 60 saniye olması yine onlara dayanıyor. Tekerleği de onlar keşfetti geometriyi de. Kadın erkek dengesine çok önem veriyorlar özellikle birahane sahiplerin hepsi kadın. Tabii ki bu mekanlarda aynı bardaktan içilmiyor herkes Masanın ortasında ki leğendeki biradan kamışla içiyor ve sohbete devam ediyor. Bira o kadar önemli ki siyah beyaz renkli biraları hatta biraı neredeyse su kadar çok tükettiklerini  rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Sümerlerde tapınaklar ve tanrıçalar çok önemlidir. Özellikle tapınaklarda kutsal fahişeler olarak bilinen rahibeler vardı. Bu rahibelerin görevi hiçbir cinsel tecrübesi olmayan genç erkeklere cinsellik eğitimi vererek onların evliliği hazırlamaktır. Bu durum kulağa başta çok ilginç gelebilir. Ancak hiçbir cinsel bilgiye ulaşılamayan bir dönemde gayet sağlıklı ve verimli bir uygulama. Bu halkı nasıl bu kadar bilimsel ilerleme gösterdi hem de günümüz dünyasının temellerini atabilecek güce ulaştırdı. Öncelikle Çok tanrılı bir inanışa sahip olsalar da söz konusu bilim olduğunda asla ve asla inançlarını bu işe karıştırmıyor. Duruma nesnel yaklaşıyorlardı. Yani bilimsel bakış açısına sahiptirler. Bu mantık daha sonra kendilerinden etkilenecek olan Antik Yunan medeniyetini ve mısır medeniyetini de oluşturdu. 

Bugün hayatımıza anlam veren birçok olgunun onlardan gelmesinin yanı sıra geleneklerimiz Hatta  inançlarımızın bile önemli bir bölümü sümerlere dayanıyor. Örneğin Doğu Türkistan'dan balkanlara kadar Neredeyse her yerde kutlanan Nevruz 2 Sümer Tanrısının her sene 21 Mart'ta buluşmasından gelmektedir. Bu ilgili kışın bitişini topraktaki bereketlenmesi simgeler her yıl bu tarihte kutlanır. 21 Mart aynı zamanda gündüz ve gecenin birbirine eşit olduğu tarihtir. Hristiyanların paskalyası ve hıdırellezin kaynağı da bu kutsal evliliktir. İnanışa göre bu evlilik öncesinde tanrıça yıkanır annesi ile konuşarak ondan tavsiye alır arkasından hediyelerle odası hazırlanır ve çeyizler ziyaretçilere gösterilirmiş. 6000 yıldır bu evlilik töreni o bölgede bölge çevresinde ve Anadolu'da bu şekilde devam etmektedir. Kısaca düğünden önceki gelin hamamı gelin odası geleneği Sümer geleneğidir. Geleneklerimizde mezarlarımızda Selvi ağaçları dikmek gibi bir alışkanlığımız vardır. Çünkü Sümer tapınakları da tammuzun sembolü Selvi ağacı dikilirdi. Bozulmadan günümüze kadar ulaşmış bir Sümer geleneği 21 Aralık'ta güneş Tanrısı tammuz ölür daha sonra yeniden dirilir. 

Ankara dil tarih coğrafya bölümünün kurulması ile Atatürk tarafından bir sümeroloji bölümü açılmış ve Sümerler detaylı olarak incelemeye başlamıştır. Günümüzde en çok tableti Türkiye'deki müzelerde saklanmaktadır. Bu konuda ülkemiz 1935'ten bu yana yürüten ülkelerden biridir. Ancak üzücü bir bilgi eklemek istiyorum Suriye Savaşı'nın çıkması ile beraber bölgede güç sahibi olan ışid örgütü maalesef sümerlerden kalma birçok tarihi yapıyı tamamen yok etmiştir. 

 

Bu güzel ülkemize her taraftan göz diktiler. Göklere uzanan basamaklı tapınaklarımızı  her tarafı ulaşan Kervanlarımızın dümdüz uzanan yollarımızın boy boy ürün veren dağlarımızın nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin dolup Taşan hazinemizin her türlü bilgiyi veren okullarımızın ünü heryere yayıldı.ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi Fırsat buldukça ülkemize saldırdılar. Kentlerimizin yakıp yıktılar. Bu paragraf yaklaşık milattan önce 3000'li yıllarda yaşayan birinin yazdığı tabletlerde böyle ifade etti. 

Bizden sonra gelecek kuşaklara medeniyet bırakma kaygısı ile kaleme aldığı notları bir medeniyetin izlerini günümüze ulaştırmayı başardı. Sümerleri hala bilmiyoruz fakat bilim çevrelerinin emin olduğu şey sami yurtlardan yani Ortadoğu kökenli milletlerden olmadıkları.İzole bir toplum olarak buraya başka bir yerden geldiler. Yaşam tarzlarını bu coğrafya ile hiçbir alakası yok. Şehir devleti halinde yaşayan bu ülke döneminin en güçlü olmasına Binlerce yıl devam etmesine rağmen gerek zenginliklerini kıskanan düşman topluluklar gerek iç karışıklıklar gerekse kuraklık nedeniyle yok oldu. Bize bıraktıkları eserler ve keşiflerinden başka kendilerini nereye gittiğini bilmiyoruz. İnsanlık düzeninin temelini atıp dünyamızdan çekip gitmiş gibiler ne zaman çözülecek bu sır bilinmiyor.


 
Bu haber 628 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum